
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun Gazze’deki kara saldırılarını genişlettiğini belirtti.
Adraee, İsrail ordusunun Gazze’nin kuzeyindeki Şucaiyye bölgesinde “kontrolünü derinleştirmek ve tampon bölgeyi genişletmek amacıyla çalışmalara başladığını” aktardı.
Bölgedeki Filistin halkına yaptığı tahliye uyarısına değinen Adraee, Şucaiyye’de İsrail ordusunun Hamas mensuplarıyla çatıştığını iddia etti.
İsrail ordusu, Gazze’nin çeşitli bölgeleri için yayımladığı tahliye uyarılarıyla bölgedeki Filistin halkını göçe zorluyor.
Adraee, dün, “şiddetli saldırılar düzenleyeceklerini” belirterek Gazze kentinin doğusundaki Şucaiyye, Cedide, Türkmen mahalleleri ile Zeytun Mahallesinin doğu kesimi için tahliye uyarısı yapmıştı.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, 2 Nisan’da yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nde ateşkesi bozarak tekrar başlattıkları saldırıları genişlettiklerini duyurmuştu.
Adraee, 31 Mart’ta, Refah kenti ile Han Yunus’un doğusundaki Menara, Kizan en-Neccar bölgelerinde yaşayan Filistinlilere “evlerini derhal boşaltmaları” uyarısında bulunmuştu.
İsrail ordusu Gazze’ye 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği ve 50 binden fazla Filistinlinin ölümüne sebep olduğu saldırılarında hastaneler, barınma merkezleri ve yerinden edilen Filistinlilerin çadırlarını da hedef alıyor.
İsrail ordusunun saldırıları nedeniyle altyapının tamamına yakını yok olan Gazze’deki yaklaşık 2,3 milyon Filistinlinin yüzde 90’ı en az bir kere yerinden edildi.
Yerinden edilen Filistinliler, Gazze’ye insani yardımların girişinin engellenmesi sebebiyle meydana gelen insani felaketin ortasında bir yandan İsrail saldırılarından korunmaya diğer yandan da imkansızlıklar içindeki zorlu şartlarda hayatta kalmaya çalışıyor.

Filistin haber ajansı WAFA’ya göre İsrail savaş uçakları, Han Yunus’un doğusundaki el-Menara Mahallesi’nde bir evi bombaladı.
İsrail’in saldırısında 10 Filistinli yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi yaralandı.

Lübnan’ın Sayda kentinde İsrail ordusu tarafından bir binadaki dairelerden biri hedef alındı.
Hava saldırısının ardından dairede yangın çıktı.
Söz konusu saldırıda aynı aileden baba, kızı ve oğlu yaşamını yitirdi.
Bu arada, Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi, hedef alınan dairede bir Cemaati İslamiyye yetkilisinin yaşadığını iddia etti.

Filistin’in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, Gazze’ye ölüm ve yıkım saçtıktan sonra İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun şimdi de Gazze’yi “parçalara ayırdığını” belirtti.
Netanyahu’nun bölgeyi parçalayarak toprakları ilhak etmeye yönelik planlarını açıkça ve çekincesiz bir şekilde duyurduğuna dikkati çeken Mansur, İsrail liderlerinin aynı zamanda “gönüllü göç” adı altında Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini teşvik etmeye devam ettiklerini dile getirdi.
Dünyanın dört bir yanından gelen tepkilere rağmen İsrail’e karşı bu politikalarını durdurmaya yönelik etkili bir baskının hala uygulanamamasına tepki gösteren Mansur, şöyle devam etti:
“Filistin halkı, İsrail’in cezasız kalma durumunun ne zaman sona ereceğini ve yaşamlarının uluslararası toplumun harekete geçmesini sağlayacak kadar önemli olup olmadığını sorguluyor. Bu umutsuzluk, geçtiğimiz günlerde bir çocuğun bombardımanda yıkılan evinin ardından bir kameramana bağırarak söylediği sözlerle özetlendi: ‘Ne çekiyorsun? Ne için? Kimse bizi görmüyor.'”
Mansur, uluslararası toplumun ve BMGK’nın Filistin halkının kanını, gözyaşlarını, parçalanmış hayatlarını gördüklerine işaret ederek, “Bunlar sizi etkiliyor, biliyorum. Ama Filistin halkı için önemli olan, yalnızca sizin etkilenmeniz değil, harekete geçmenizdir.” diye konuştu.
İsrail’in BM Daimi Temsilcisi Danny Danon’un konuşmasını eleştiren Mansur, “Camdan yapılı evlerde oturanlar başkalarına taş atmamalı.” ifadelerini kullandı.
Danon’un Filistin Kızılayı ambulanslarında öldürülenlerin “Hamas teröristleri” olduğu yönündeki sözlerine inanmadığını kaydeden Mansur, “Daha önce görülmemiş sayıda çocuklarımızı, insanlarımızı öldürmeyi bırakıp, Gazze Şeridi’ni 1967’den beri yaptığınız gibi hapsetmeyi bırakırsanız, o zaman belki size inanırım.” şeklinde konuştu.
Mansur, İsrail’in Filistinli küçücük bir çocuğu bile ikna edemediğini vurgulayarak, “Siz bize barış ortağı değilsiniz. Sözlerle değil, eylemlerle kendinizi temizleyin. Ancak o zaman barışın bir ortağı olmaya layık olabilirsiniz.” dedi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyelerinin çoğu İsrail’in insani yardım ve sağlık çalışanları ile sivilleri öldürmesini kınarken, ABD tüm “şiddetin” sorumlusunun Hamas olduğunu iddia etti.
BMGK’da Cezayir’in talebi üzerine acil oturumla işgal altındaki Filistin topraklarındaki durum ele alındı.
Cezayir’in BM Daimi Temsilcisi Amar Bendjama, Filistin halkının toplu cezalandırmaya maruz kaldığını, bunun da savaş suçu olduğunu vurguladı.
15 insani yardım ve sağlık çalışanının öldürülmesinin ardından BMGK’nın acil toplanmasını talep ettiklerini aktaran Bendjama, “Konseyin açık ve güçlü bir şekilde konuşması gerektiğini düşünüyoruz. Tüm sorumluluklarını üstlenmeli ve kararlarının uygulanmasını sağlamalı. Aksi halde, kalan otorite ve meşruiyetini de kaybedecek.” uyarısında bulundu.
Bendjama Gazze halkının tahayyül edilemeyecek zorluklarla mücadele ettiğini belirterek, İsrail’in saldırıları sonucu en fazla çocuk, insani yardım çalışanı, gazeteci ve sağlık çalışanının Gazze’de öldürüldüğünü bildirdi.
400 insani yardım çalışanı, 209 gazeteci, bin 60 sağlık çalışanı ve 17 bin çocuğun öldürüldüğünü belirten Bendjama, İsrail’in her gün ortalama 103 Filistinliyi öldürdüğünü, dünyanın da pasif bir şekilde soykırımı izlemeye devam ettiğini dile getirdi.
“BU BÜYÜK BİR SKANDALDIR”
İngiltere’nin BM Daimi Temsilcisi Barbara Woodward ise 15 insani yardım ve sağlık çalışanının öldürülmesine tepki göstererek, “Bu ölümler büyük bir skandaldır ve bu olayın tam anlamıyla, şeffaf bir şekilde soruşturulmasını, sorumluların hesap vermesini bekliyoruz.” açıklamasında bulundu.
Gazze’nin dünya genelinde insani yardım çalışanları için en tehlikeli yer olmaya devam ettiğine dikkati çeken, Woodward “Eğer İsrail, insani yardım çalışanlarının saldırıya uğramadan görevlerini yerine getirmelerine olanak tanıyan bildirimlere saygı göstermezse, bu tür dehşet verici ölümler yaşanmaya devam edecektir. İnsani yardım çalışanları, ihtiyaç sahiplerine yardım etmek için hayatlarını riske atmamalıdır.” vurgusunda bulundu.
Woodward, İsrail’e 19 Mart’ta BM yerleşkesine yönelik saldırıya ilişkin BM’nin araştırma misyonuyla iş birliği yapma, insani yardım çalışanları ve sağlık personelini hedef alan tüm olayları titizlikle soruşturma ve sorumluları adalet önüne çıkarma çağrısında bulundu.
İsrail’in Gazze’deki toprakların ilhakına yönelik açıklamalarını da kınayan Woodward, “Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine veya Gazze’nin topraklarının azaltılmasına izin verilmemelidir. Bu durum, yalnızca istikrarsızlığı artırır ve hem İsrailliler hem de Filistinliler için güvenliği daha da zayıflatır” ifadelerini kullandı.
“GAZZE’DE TANIK OLDUĞUMUZ ŞEY, İNSANLIĞIN EROZYONA UĞRAMASIDIR”
Slovenya’nın BM Daimi Temsilcisi Samuel Zbogar ise Gazze’de insani yardım çalışanlarına yönelik İsrail saldırılarını sert bir şekilde kınayarak, “Gazze’de tanık olduğumuz şey, insanlığın erozyona uğramasıdır. İsrail’in insani yardım çalışanlarını hedef alan saldırılarından dehşete kapıldık.” dedi.
Ateşkesin İsrail tarafından bozulmasından bu yana insani yardım çalışanlarının sürekli olarak saldırı altında olduğunu vurgulayan Zbogar, bu olayların basit hatalar olduğuna inanmanın mümkün olmadığını söyledi.
Slovenya’nın BM personeli de dahil olmak üzere tüm insani yardım ve sağlık çalışanlarına yönelik saldırıları kınadığını belirten Zbogar, bu kişilerin korunması ve görevlerini yerine getirmeleri için desteklenmesi gerektiğini vurgulandı.
Zbogar, İsrail’e insani yardım bildirim ve çatışmasızlık mekanizmasını yeniden tesis etme çağrısında bulunarak, bu saldırıların sona ermesi gerektiğini belirtti.
Slovenya Daimi Temsilcisi, insani yardım misyonlarında görev alan personeli kasten hedef almanın savaş suçu olduğunu ve faillerin yargılanması gerektiğini ifade etti.
Çin’in BM Daimi Temsilcisi Fu Cong da İsrail’in Gazze’deki kara operasyonlarını genişletme ve bölgeyi işgal etme planlarını duyurduğunu anımsatarak, şiddetin yeniden başlamasının daha fazla ölüme ve nefrete yol açacağı ve rehinelerin serbest bırakılması için doğru bir yaklaşım olmayacağını dile getirdi.
Kalıcı bir ateşkesin sağlanmasının hem sivillerin hayatını kurtarmanın hem de rehinelerin evlerine dönmesini sağlamanın en iyi yolu olduğunu ifade eden Fu, son gelişmelerden derin endişe duyduğunu belirtti.
Fu, İsrail’e Gazze’deki “askeri operasyonlarını” derhal durdurma çağrısı yaptı.
“ULUSLARARASI İNSANCIL HUKUKUN BU KADAR AÇIK İHLALİ, KESİN BİR DİLLE KINANMALIDIR”
Rusya’nın BM Daimi Temsilci Yardımcısı Dmitriy Polyanskiy ise 1 aydan uzun süredir Filistinli sivillerin kara, hava ve denizden tam ablukaya maruz bırakılmış durumda olduğuna dikkati çekti.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları neredeyse kesintisiz devam ederken durumun iyileşeceğine dair hiç umut kalmadığını kaydeden Polyanskiy, İsrail’in “güvenli bölgeleri” dahi hedef aldığını ifade etti.
Polyanskiy, “Uluslararası insancıl hukukun bu kadar açık ihlali, kesin bir dille kınanmalıdır.” vurgusunu yaptı.
İsrail’in hedef aldığı ambulansların açıkça işaretli olduğu ve doktorların üniformalarının net bir şekilde ayırt edilebildiğini belirten Polyanskiy, bu tür eylemlerin hiçbir şekilde haklı gösterilemeyeceğini belirtti.
Polyanskiy, insani yardım çalışanlarının korunmasının uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde tartışmaya açık olmayan bir yükümlülük olduğunun altını çizerek, insani yardım çalışanlarına yönelik saldırıların derhal son bulması gerektiğini kaydetti.
“TÜM ŞİDDETE HAMAS SON VEREBİLİR”
ABD’nin BM Daimi Temsilciliği Geçici Maslahatgüzarı Dorothy Shea ise Gazze’de hayatını kaybeden insani yardım çalışanları için başsağlığı diledi.
BM personeli dahil tüm insani yardım çalışanlarının ölümünden Hamas’ı sorumlu tutan Shea, aynı zamanda ateşkesinin bozulmasına da Hamas’ın neden olduğunu iddia etti.
Shea, Hamas’ın “umursamaz” tutumunun çok fazla kan akmasına neden olduğunu belirterek, “Hiçbir yerde Filistinlileri temsil edemezler ve Gazze’ye terk etmek zorundalar.” ifadelerini kullandı.
Tüm şiddete Hamas’ın son verebileceğini savunan Shea, BMGK’ya tek bir sesle konuşarak Hamas’a baskı uygulama çağrısında bulundu.

ABD Senatosu’nda Vermont eyaletini temsil eden bağımsız Senatör Bernie Sanders’in İsrail’e yapılacak yaklaşık 9 milyar dolarlık silah satışının iptalini öngören tasarısı, Senato’da oylandı.
Oylama öncesi konuşan Sanders, “ABD’nin Filistin halkının yıkımına ortak olmaya devam etmemesi gerektiğini” söyledi.
Sanders, ABD’nin geçen yıl İsrail’e 18 milyar dolar askeri yardımda bulunduğunu ve 50 bin tondan fazla askeri teçhizat ulaştırdığını hatırlattı.
İsrail’in Gazze’ye yönelik ölümcül askeri saldırısını sert dille eleştiren Sanders, yüksek sivil kayıplarına ve kapsamlı yıkıma dikkati çekti.
Sanders, oylama öncesi X’ten yaptığı paylaşımda, “(İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu’nun hükümeti Gazze’de 50 bin kişiyi öldürdü ve 112 bin kişiyi yaraladı. İki hafta önce ateşkesi bozdular ve o zamandan bu yana da 322 çocuğu öldürdüler ve 600 kişiyi yaraladılar. ABD, suç ortaklığına son vermeli.” ifadelerini kullandı.
Yapılan oylamada tasarıya 15 Senatör “evet” derken, 82 Senatör “hayır” dedi.
Böylece ABD yönetimi, İsrail’e her biri yaklaşık bir tonluk 35 binden fazla bomba ve bazı diğer mühimmatları kapsayan 8,8 milyar dolarlık silah satışı yapacak.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnes Callamard, UCM tarafından hakkında tutuklama emri çıkarılan Netanyahu’nun mahkemeye taraf ülke Macaristan’ı ziyaret etmesi ve Macaristan’ın UCM’yi kuran Roma Statüsü’nden ayrılma kararı almasını değerlendirdi.
Netanyahu hakkında “UCM firarisi” nitelemesi yapan Callamard, “Netanyahu, UCM tarafından Filistinlilere karşı savaş suçu işlemek ve insanlığa karşı suç işlemekle suçlanıyor. Macaristan’ın Netanyahu’yu ağırlaması, İsrail’in soykırımını, yani Gazze’deki Filistinlilerin kısmen ya da tamamen ortadan kaldırılmasını onayladığı anlamına gelir.” ifadelerini kullandı.
Callamard, UCM’ye taraf devletlerin Netanyahu’yla görüşmemesi gerektiğinin de altını çizerek, “Netanyahu’nun Macaristan’a yaptığı utanç verici ziyaret, UCM’ye taraf diğer ülkeler için bir dokunulmazlık turu haline gelmemeli.” değerlendirmesini yaptı.
Macaristan’ın ayrılma kararını da eleştiren Callamard, bunun uluslararası adaletten kaçmak ve mahkeme çalışmalarını engelleme girişimi anlamına geldiğini kaydetti.
Callamard, Macaristan’ın yine de uluslararası sorumlulukları olduğunu belirterek, “Bu karar, Macaristan’ın Netanyahu’yu yakalamak ve mahkemeye teslim etme sorumluluğu bulunduğunu değiştirmez. Herhangi bir çekilme kararı bir yıl içinde yürürlüğe girer ve bu durum Macaristan’ı uluslararası hukuki yükümlülüklerinden uzaklaştırmamalı.” açıklamasında bulundu.
Avrupa Birliği (AB) kurumları ve taraf ülkelerin UCM kararlarını dikkate almayan Macaristan’a karşı güçlü bir tutum sergilemesi gerektiğinin de altını çizen Callamard, Macaristan’ın UCM kararlarına karşı duruşunun birliği de zayıflatacağını öne sürdü.
Callamard, “AB ve UCM’ye taraf tüm ülkeler derhal Macaristan’ı Netanyahu’yu gözaltına almaya ve mahkemeye teslim etmeye çağırmalı. Bu ziyaretin temsil ettiği şekilde uluslararası adalete yönelik tehditlere karşı mahkemeyi savunmayı taahhüt etmelidir.” ifadelerini kullandı.

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC), Macar hükümetinin Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) hakkında tutuklama kararı çıkardığı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu ülkeye kabul etmesini kınayarak bunun “Macaristan’ın alnında bir utanç lekesi olduğunu” belirtti.
FHKC’den yapılan yazılı açıklamada, UCM’nin tutuklama kararına rağmen Macaristan’a resmi ziyarette bulunan Netanyahu’nun Budapeşte’de Macar mevkidaşı Viktor Orban ile bir araya gelmesine tepki gösterildi.
Bu adımın “Macaristan’ı yöneten Siyonist yanlısı rejimin doğasını ve Filistin halkına karşı işlenen Siyonist saldırı ve suçlara tam desteğini teyit ettiği” kaydedildi.
UCM’nin tutuklama kararına rağmen Macar hükümetinin Netanyahu’yu ülkeye kabul etmesinin kınandığı ifade edildi ve bunun “Macaristan’ın alnında bir utanç lekesi olduğu” vurgulandı.
Macaristan’ın UCM’den çekilme kararının “Siyonist emirlere boyun eğdiğinin ve Gazze’de çocukların, kadınların, masum sivillerin öldürülmesi başta olmak üzere soykırım suçlarının örtbas edilmesine fiilen katıldığının bir başka kanıtı olduğu” kaydedildi.
Açıklamada ayrıca Macaristan’daki tüm özgür insanlara, “ülkelerinin egemenliğini dar çıkarlar ve dünyadaki savaş suçlularının menfaatleri uğruna satan hükümetlerine karşı ayaklanmaları” çağrısı yapıldı.

Canlı Anlatım Özeti







