Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti (DTSH), Birleşmiş Milletler’e sunmuş olduğu 25 sayfalık önemli bir dilekçeyle, Çin’in Doğu Türkistan üzerindeki varlığının “sömürgeci işgal” olarak tanınmasını resmen talep etti. Doğu Türkistanlılar, 5 Mayıs Salı günü DTSH ve Doğu Türkistan Milli Hareketi (DTMH) aracılığıyla Birleşmiş Milletler Dekolonizasyon Özel Komitesi’ne (C-24) tarihi bir başvuruda bulundular. Bu dilekçe, Doğu Türkistan’ın resmi olarak “Kendi Kendini Yönetemeyen Bölge” (Non-Self-Governing Territory) olarak kaydedilmesini istemektedir.
Çin’in, “Yeni Toprak” anlamına gelen ve sömürgeci bir isim olan “Sincan Uygur Özerk Bölgesi” olarak adlandırdığı Doğu Türkistan, 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’nin işgaline kadar bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmüştü. Dilekçede, Çin’in bölgedeki kontrolünü meşrulaştıran hiçbir devir anlaşması, referandum ya da halk iradesini yansıtan belge bulunmadığına vurgu yapılıyor. 76 yıllık işgal sürecinde, yerli Türk nüfusunun oranı %90’dan %55’e düşerken, Çinli nüfus ise %5’in altından %42’ye kadar yükselmiştir.
DTSH Cumhurbaşkanı Dr. Mamtimin Ala, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “80’den fazla ulus, BM’nin dekolonizasyon çerçevesinde bağımsızlıklarını elde etti. Doğu Türkistan halkı da aynı hakkı resmen talep ediyor. Mücadelemiz yalnızca bir insan hakları meselesi değil; uluslararası bir bağımsızlık mücadelesidir.” şeklinde ifade etti.
Bu tarihi başvuru, Uygur, Kazak, Kırgız ve diğer Türk halklarına yönelik 13. yılına giren soykırımı durdurmaya yönelik mevcut insan hakları mekanizmalarının yetersiz kalması nedeniyle yapılmıştır. BM’nin 2022 raporundaki “insanlığa karşı suç” tespitlerine, ABD, İngiltere, Hollanda ve Kanada gibi ülkelerin parlamentolarının “soykırım” kararlarına rağmen, kitlesel toplama kampları ve zorla çalıştırma uygulamaları devam etmektedir. Son olarak Ocak 2026’da BM Özel Raportörleri, devletin zorla çalıştırma transferlerinin uluslararası hukuka göre “insanlığa karşı suç” kapsamında köleleştirme olarak değerlendirilebileceğine dair uyarıda bulunmuştur.
DTMH Başkanı ve DTSH Dışişleri Bakanı Salih Hudayar, “Bu soykırımın kökeninde Çin’in Doğu Türkistan’daki sömürgeci işgali yatmaktadır. Dekolonizasyon ve bağımsızlık, insan haklarımızın ve varlığımızın tek garantisidir.” dedi.
25 sayfalık dosyada, Çin’in 2026 yılında yürürlüğe giren “Etnik Birliği ve İlerlemeyi Teşvik Yasası”nın etnik ve kültürel yok etme aracı olarak kullanıldığına dikkat çekilmektedir. Dilekçede, BM Genel Kurulu’ndan şu talepler sıralanmaktadır:
– Çin Halk Cumhuriyeti’nin, Doğu Türkistan üzerinde resmen bir “işgalci güç” olarak tanınması.
– Doğu Türkistan’ın devredilemez kendi kaderini tayin ve bağımsızlık hakkının onaylanması.
– Tüm devletlerin ve BM kuruluşlarının, Doğu Türkistan halkının haklı bağımsızlık mücadelesine maddi ve manevi destek sağlaması.